pandemi
15 November 2022

Pandemi ve Çocuklarla İletişim

Pandemi, hiç beklemediğimiz bir anda gelen ve hayatımızın akışını değiştiren, tüm bildiklerimizi, örüntümüzü, bütünlüğümüzü bozan bir gündem oldu. Yaklaşık 10 aydır rutinlerimiz, önceliklerimiz değişti, görünmeyenler görünür oldu, görünenler görünmez oldu. Anneler şişti, babalar sisteme girdi. Kimi aileler birbirine kenetlendi, kimi aileler ise dağıldı. Çocuklar ve ergenler ise şüphesiz süreçten en çok etkilenenler oldu. Okul ekrana taşındı, arkadaşlıklar sanala geçti, deneyimler ise dizler, filimler ve oyunların içinde yaşanmaya başlandı. Çocuk ve ergenin yalnızlığı kaçınılmaz oldu. Biz yetişkinlere göre çocuk ve gençler değişime daha kolay uyum sağlar ve kendi düzenlerini kurarlar. Burada sorun, onların kurduğu düzenin bizim onlar için hayal ettiklerimizle ve planlarımızla örtüşmemesidir. Bu da bizlerle çocuklarımızın çatışmasına neden olur.  Yirmi yıllık tecrübem bana şunu öğretti; “ebeveyn olarak kendiniz çocuğunuza model olabilecek bir yaşam sürüyorsanız, onlara imkan tanıyın, önlerini açın ve sadece izleyin ama bu sırada lütfen susun ve onları eleştirmeyin. Onlar kendi doğruları ve yaşam deneyimlerini, sizlerde gözlemledikleri ile birleştirecek ve yaşamlarını şekillendirebileceklerdir”. Pandeminin ruh sağlığımız ve aile yaşantımız üzerine olumsuz etkileri kaçınılmaz ama burada söylemek istediğim, pandeminin bizi nasıl etkilediği ve bizim yaşananlarla baş edebilme yolumuzun onlara rehber  olacağıdır. Ev yaşamının paylaşıldığı, küçük yaşlardan itibaren sağlıklı ebeveyn çocuk ilişkisi kurulan ailelerde sorunlar daha kolay çözümlenebilecektir. Herkesin ortak iki kaygısı; çocuklarının akademik olarak yeterli eğitim almaması ve ekrana başında geçirilen sürenin artması olmuştur. Yaşamı bu kadar tehdit eden bir durum karşısında çocuklarımızın akademik olarak geri kalmasının önemli olmadığını düşünüyorum. Çalışabilen çocuğa aferin, ama çalışamayan ve dersleri takip etmede zorlanan çocuğun da ruhsal süreçleri farklı, hoş görülü olmaktan yanayım. Ekran süresine gelince, süre değil içerik önemlidir. Ekrandan çok şey öğreniyorlar, sizler de onların sizlerden daha iyi olduğu ekran hakkında onlardan bir şeyler öğrenirseniz, sorun zannettiğiniz durum iletişiminiz için bir fırsata dönüşmüş olur. Böylece, onların uzayan ekran sürelerinin bağımlılığa dönüşmesinin önüne geçmiş olursunuz.  Ama, gerçekle örtüşmeyen ekran kısıtlama çabalarınız onlarda “anlaşılmadıkları” hissinden öte bir duygu oluşturmaz. Unutmayın bu süreç de bitecek ve bilinenler yine değişecek. Ama sizin çocuğunuzla gerçekçi ve sağlıklı iletişimiz varsa, değişim sizler için yeni öğretilere araç olacaktır.