Yazılar

Homo Ludens

Homo Ludens

Oyunun Tarihçesi

Johan Huizinga tarafından kaleme alınan bu eser ilk kez 1938’de yayınlanmış. Kitapta oyun, işlevsel olarak tarihi açıdan çok ayrıntılı ele alınıyor. Tarihsel bir bakış açısıyla oyun, dönemlere özgü örnekler üzerinden anlatılıyor. Kanaatimce alanla yakından ilgilenmeyenin okurken zorlanacağı bir eser olduğunu düşünüyorum.

Yazara göre “insandan bekleninenin başında ciddiyet gelir. “Ciddiyetin zıddı da genel olarak oyun kavramının içindedir”. Homo Ludes’in teriminin oyun oynayan insan anlamına gelmesi nedeniyle insanını daha iyi tanımladığını belirten yazar, tüm kitap boyunca insanların bütün yapıp etmelerinin oyundan ibaret olduğuna vurgu yapıyor. Huizinga, oyunun kültürden daha eski olduğunu söylerken oyunun tüm temel çizgilerinin hayvan oyunlarında çoktan gerçekleştirilmiş olduğunu da bildiriyor. Oyun kavramını diller açısından ele alıyor, sonra hukuki açıdan değerlendiriyor. Oyunu geniş ölçüde bir müsabaka olarak değerlendirerek hukuk ile iliAdalet ile oyun arasındaki bağı açıklıyor. İlişkisini ayrıntılandırıyor. Eskimo’larda biri diğerinden şikayetçi olursa, onun bir davul ya da şarkı yarışmasına davet ediliği örneği, oyun ile hukuk arasındaki bağlantı açısından çok güzel örnekleniyor. Bunun yanı sıra yazar, oyun ve savaş arasındaki bağlantıya değiniyor, oyun ile çarpışma kavramlarının çoğu kez iç içe geçtiğini anlatıyor. Çarpışmada, yer ve zaman ilişkisi ile durum meşrulaşınca oyuna yine hukuki boyut katılıyor diye anlatıyor.  Beraberinde oluşan rekabetin, insanlık için önemli bir formasyon ve yüceltme olduğuna da değiniyor Huizinga. Sonra oyun ve bilgelik ilişkisi ile devam ediyor. Oyunda cesaret veya dayanıklılığın, beceri veya bilginin, böbürlenme ve hilenin yarıştırıldığını söylüyor. ” Her müsabakanın kökeninde oyun vardır, yani bir gerilime son veren ve hayatın olağan akışına yabancı olan bir şeyi belirli bir zaman ve mekan içerisinde, bazı kurallara ve belli bir biçime uygun olarak gerçekleştirmeye yönelen bir anlaşma vardır” diyor. Yazar, oyun ve şiiri de çok güzel ilişkilendiriyor kitabında. Yunan felsefesininde şiir ve oyun ilişkisini irdeliyor, şiir dilinin arkaik uygarlıklarda en mükemmel ifade aracı olduğunu örnekliyor. Kitapta, metaforlar üzerinden oyunda hayal gücünün işlevi üzerine bolca örnek yer alıyor. Son bölümde ise uygarlıklar oyun açısından irdeleniyor.